Yazar "Özdek, Ali" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 11 / 11
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Atrophic rhinitis caused by cedecea davisae with accompanying mucocele(2015) Bayır, Ömer; Yıldırım, Gökçe Aksoy; Saylam, Güleser; Yüksel, Elvan; Özdek, Ali; Korkmaz, Mehmet HakanAtrofik rinit, ilerleyici nazal mukozal atrofi ile karakterize kronik enflamatuvar bir hastalıktır. Nadir bir patojen olan Cedecea davisae, Enterobacteriaceae ailesinin yeni üyesidir. Bu yazıda, kültür testi Cedecea davisae gösteren bir atrofik rinit hastası sunuldu. Hasta eşlik eden posterior etmoid mukosel nedeniyle ameliyat edildi. İki ay levofloksasin ve nazal irigasyon uygulandı. Ameliyat sonrası altıncı ayda hastanın yakınma ve nazal bulgularında belirgin düzelme görüldü. Sonuç olarak, bu hastada Cedecea davisaenin atrofik rinite ve mukosele neden olduğu düşünüldü. Hasta basit tedavi ile iyileşti. Bu bakteriler atrofik rinitin nedensel bir ajanı olarak dikkate alınmalıdır.Öğe Closure of nasal septal perforations using bilateral intranasal advencement/rotation flaps(2014) Özdek, Ali; Bayır, Ömer; Dündar, Yusuf; Çadallı Tatar, Emel; Saylam, Güleser; Korkmaz, Mehmet HakanAmaç: Bu çalışmada açık teknik septoplasti yoluyla iki taraflı burun içi ilerletme/rotasyon flepleri kullanılarak uygulanan nazal septal perforasyon (NSP) onarımındaki deneyimimiz sunuldu. Hastalar ve Yöntemler: Ocak 2009 - Şubat 2013 tarihleri arasında kliniğimizde NSP nedeniyle ameliyat edilen 28 ardışık hastanın tıbbi kayıtları retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri ve cerrahi bulguları değerlendirildi. Bulgular: Nazal septal perforasyonun en sık nedeni 18 hastada (%64) daha önce geçirilmiş nazal septum cerrahisi idi. En sık görülen semptom 21 hastada (%75) burun içerisinde kabuklanma idi. Perforasyon çapı 10-30 mm arasında değişmekteydi. Nazal septal perfo- rasyon tamiri ile birlikte aynı zamanda beş hastada septoplasti, üç hastada septorinoplasti uygulandı. Nazoseptal iskeleti desteklemek amacı ile gerekli olduğu durumlarda nazal septal kartilaj ve aurikula konkal kartilaj kullanıldı. Ameliyat sırası ya da sonrası majör komp- likasyon ile karşılaşılmadı. Ameliyat sonrası ortalama takip süresi 23 ay idi. Takip sürecinde beş hastada (%18) kolumellar retraksiyon görüldü. Nazal septal perforasyon 24 hastada (%86) başarı ile kapatıldı. Pinpoint perforasyon iki hastada görülürken, iki hastada per- forasyon 5 mmnin altında idi. Sonuç: İki taraflı burun içi ilerletme/rotasyon flepleri kullanılarak uygulanan NSP kapama kıyaslanabilir düzeyde yüksek başarı oranına sahiptir. Bu nedenle, bu teknik özellikle küçük ve orta çaplı perforasyonlara kolaylıkla uygulanabilir.Öğe Cochlear implantation due to ototoxic side effect of izoniazide(2016) Dündar, Yusuf; Saylam, Güleser; Özdek, Ali; Tatar, Emel; Korkmaz, HakanOtotoxic side effects of many antineoplastic agentsand antibiotics have been reported, but there is notenough evidence about isoniaside. İsoniaside’s ototoxicside effect is mostly associated with end stage renalfailure. There is no much way except to cessation ofototoxic drug when ototoxic effects are seen. Cochlearimplantation is an important salvage option in bilateralsensorineural hearing loss. We are reporting a patientwho was developed sensorineural hearing loss andbilateral visual loss during anti-tuberculosis treatment.The last chance for communication was cochlearimplantation and it was performed with a successfuloutcome.Öğe Comparing traditional cold knife tonsillectomy with a new technique plasma knife tonsillectomy(2013) Özler, Gül Soylu; Tatar Çadallı, Emel; Saylam, Güleser; Özdek, Ali; Korkmaz, HakanAmaç: Geleneksel bir yöntem olan soğuk bıçak tonsil- lektomi ile plazma knife tonsillektomi tekniğinin sonuç- ları karşılaştırıldı. Yöntemler: Onbeş hastaya soğuk bıçak tonsillektomi,15 hastaya plazma knife ile tonsillektomi uygulandı,hastalar ameliyat sonrası takip edildi. Bulgular: Soğuk bıçak tonsillektomi grubunda operas- yon süresi ve kanama miktarı istatistiksel anlamlı olarakdaha fazla bulundu (p<0,001). Plazma knife grubun- da postoperatif genel ağrı skoru ortalaması soğuk bı- çak grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu(p=0,006). Gruplar her bir izlem zamanı içerisindekiağrı skorları açısından değerlendirildiğinde ise, iki gruparasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülme- di (p>0,005). Gruplar arasında komplikasyon görülme oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu(p=0,224). Komplikasyon ile yaş arasında istatistikselolarak anlamlı birliktelik görülmedi (p=0,921). Komp-likasyon görülen ve görülmeyen olgularda operasyon sü-resi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu(p=0,086) ve her bir izlem zamanı içerisinde ağrı düzey-leri yönünden istatistiksel olarak anlamlı farklılık yok idi(p>0,005).Sonuç: Plazma knife ile tonsillektomi tekniği soğuk bı-çak tonsillektomiye göre postoperatif ağrı ve komplikas-yonlar açısından çok farklı bir kazanç sağlamazken, dahakısa operasyon süresi ve daha az kan kaybı açısındanolumlu etkisi olduğu kanaatine varılmıştır.Öğe The evaluation of inflammatory process, endothelial dysfunction and oxidative stress in sleep apnea(2014) Dündar, Yusuf; Tatar Çadallı, Emel; Saylam, Güleser; Korkmaz, Hakan; Selçuk, Ömer Tarik; Özdek, Ali; Ardıç, SadikAmaç: Uyku apnesinde inflamatuar süreç, endotelial fonksiyon bozukluğu ve oksidatif stresin ilişkisinin incelenmesi.Yöntem: Üçüncü basamak bir referans hastanesinde planlanan çalışmaya 63 yeni tanı almış uyku apnesi hastası ve 9 basit horlama hastası dahil edildi. Hastalar ek sistemik hastalıklar ve laboratuvar testleri açısından değerlendirildi, fizik muayeneleri yapıldı. Rutin laboratuvar testlerine ek olarak oksidatif stres belirteçleri (leptin, RBP), endothelial fonksiyon bozukluğu belirteçleri (ICAM-I, VCAM-I) ve inflamatuar süreç belirteçleri (CRP, IL-6, TNF-alfa, izoprostan) açısından analiz edildi. Hastalar apne hipopne indekslerine göre 4 alt gruba ayrıldı. Gruplar arasında çapraz analizler yapılarak gruplar arasındaki farklılıklar test edildi.Bulgular: İzoprostan seviyesi ile ortalama apne süresi arasında hafif, maksimum apne süresi arasında orta seviyede korrelasyon gözlendi. Hastaların yaş ortalaması ile leptin ve VCAM-I arasında zayıf pozitif korrelasyon gözlenirken, CRP seviyesi ile ortalama yaş arasında zayıf negatif korelasyon izlendi. Leptin seviyesi ile vücut kitle indeksi ve abdominal çevre arasında orta seviyeli korelasyon izlendi. ICAM-I seviyesi ile vücut kitle endeksi ve karın çevresi arasında zayıf korelasyon mevcuttu.Sonuç: Çalışmamız sonucunda oksidatif stress ile uyku apnesi arasında ilişki olduğunu tespit ettik. Bu ilişki uyku apnesine eşlik eden komorbid hastalıkların açıklanmasında önemli bir basamak olabilir. Bu konuda yapılacak olan yeni çalışmalarda bu inflamatuar sürecin basamakları ve klinik yansımaları açıklanmaya çalışılmalıdır.Öğe Interscapular pharyngocutaneous fistula: an extreme complication of cervical stabilization surgery(2013) Korkmaz, Hakan; Saylam, Güleser; Bayır, Ömer; Çadallı Tatar, Emel; Özdek, AliServikal spinal cerrahilerde farengeal ve özefageal perforasyonlar oldukça nadir gözlenir fakat ciddi morbiditeye neden olurlar. Farengealveya özefageal perforasyonlar bazı mekanizmalarla ortaya çıkmakla birlikte tedavi yönetimi oldukça zor olabilmektedir. Biz bu çalışmamızda,servikal vertabral cerrahi sonrasında gelişen interskapular farengokutanöz fistülü bulunan 41 yaşında paraplejik erkek hasta sunduk. Hastanınposterior fistülü, oldukça nadir bir komplikasyon olması nedeniyle birkaç ay gecikmiş idi. Hastaya boyun eksplorasyonu uygulandı ve sağpriform sinüste tespit edilen perforasyon alanı tamir edildi. Cerrahiden iki hafta sonra oral beslenme başlanan hastanın sırtındaki fistül traktınıntamamen iyileştiği gözlendi.Öğe Kimura hastalığında atipik tablo(2015) Bayır, Ömer; Karagöz, Tuğba; Çadallı Tatar, Emel; Özdek, Ali; Han, Ünsal; Saylam, Güleser; Korkmaz, Mehmet HakanKimura hastalığı özellikle baş boyun bölgesinde subkütanöz doku ve tükürük bezi tutulumuyla seyreden, etyolojisi tam olarak aydınlatılamamış nadir görülen kronik enflamatuvar bir hastalıktır. Hastalık baş boyun bölgesinde en çok preauriküler bölge, submandibüler bölge, servikal lenf nodları ve majör tükürük bezi tutulumu ile görülmekle beraber, glomerulonefrit gelişimine bağlı olarak nefrotik sendrom da hastalığın ek sistemik patolojisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Karakteristik histolojik özellikleri olan foliküler hiperplazi, eozinofil infiltrasyonu ve postkapiller venlerde çoğalması ile ayırıcı tanısı yapılmaktadır. Kimura hastalığı eozinofilik anjiyolenfoid hiperplazi ile zaman zaman karıştırılmaktaysa da her iki hastalık ayrı klinik ve histolojik özelliklere sahiptir. Bu olgu sunumunda, iki yıldır sağ bukkal bölgede yavaş progresyon gösteren kitle ile kliniğimize başvuran, fizik muayenesinde sağ bukkal bölgede yaklaşık 3x3 cm boyutlarında yumuşak kıvamlı kitle palpe edilen, intraoral total kitle eksizyonu uygulanan, histopatolojik incelemesi Kimura hastalığı ile uyumlu olarak bildirilen 57 yaşında erkek hastanın kliniği, patolojisi ve tedavisi literatür eşliğinde tartışıldı.Öğe Sistemik steroid ve vazoaktif tedaviye yanıt alınamayan ani işitme kayıplı hastalarda intratimpanik steroid tedavisinin etkileri(2012) Renda, Levent; Saylam, Güleser; Özdek, Ali; Tatar, Emel Ç.; Korkmaz, Hakan; Gül, AliAmaç: Sistemik steroid tedavisine yanıt vermeyen ani işitme kayıplı olgularda kurtarma tedavisi olarak uygulanan int- ratimpaniksteroidenjeksiyonunun işitme kaybı üzerine etkileri araştırıldı.Yöntem ve Gereçler: Çalışmada 2007-2009 yılları arasında ani işitme kaybı tanısı ile kliniğimizde takip edilen ve sistemik ve vazoaktif tedaviye yanıt alınamayan 13 hasta dahil edilmiştir. 9 hasta (%69) sistemik steroid tedavisi ile birlikte konkomitan olarak, 4 hasta (%31) ise sadece intratimpaniksteroid tedavisi aldı. Hastaların tedavi öncesi ve tedavi sonrası erken dönem (2 hafta) ve tedavi sonrası geç dönemdeki (3 ay) odyogramları karşılaştırıldı.Bulgular: 125,250,500,1000,2000 ve 4000 Hz frekanslarda intratimpanikenjeksiyon sonrası erken ve geç dönemkontrolleri ile tedavi öncesi odyogramlar karşılaştırıldığında işitmede istatistiksel olarak anlamlı düzelme bulundu.8000 Hz frekansda anlamlı düzelme izlenmedi. Konuşmayı ayırt etme skorlarında anlamlı artış, konuşmayı alma eşiklerinde anlamlı düşüş izlendi.Sonuç: Ani işitme kayıplı hastalarda geç dönemde kurtarma tedavisi olarak yapılan intratimpaniksteroidenjeksiyonunun işitmenin düzelmesine olumlu katkı sağladığı gösterilmiştir.Öğe Trakeo-innominat arter fistülüne hayat kurtarıcı yaklaşım: endovasküler stent(2014) Korkmaz, Hakan; Yıldırım, Utku Mahir; Dündar, Yusuf; Çadallı Tatar, Emel; Saylam, Güleser; Özdek, AliTrakeo-innominat arter fistülü, trakea ameliyatları- nın potansiyel olarak öldürücü bir komplikasyonudur. Genellikle trakeotomi sonrasında ve en çok da ameliyatın 7 ila 14. günlerinde görülür. Tüm radikal yaklaşımlara rağmen, bu acil durumun sağkalım oranları oldukça düşüktür. Bu yazıda, endotrakeal titanyum stent çıka- rılması sonrası trakeo-innominat arter fistulü gelişen 24 yaşında bir erkek olgu sunuldu. Bu komplikasyon endovasküler stent ile başarılı bir şekilde tedavi edildi. Sternotomi ve innominat arter ligasyonu başlıca acil cerrahi yaklaşımı olmakla beraber, hemodinamik olarak stabil olan hastalarda endovasküler stent yerleştirme daha iyi sonuçları olan alternatif bir işlem olabilir.Öğe A very rare case of internal acoustic canal facial nerve schwannoma(2015) Özdek, Ali; Bayır, Ömer; Çadallı, Ömer Tatar; Saylam, Güleser; Korkmaz, Mehmet HakanSerebellopontin köşenin en sık karşılaşılan tümörlerinden olan schwannoma yavaş büyüyen nadiren semptom verenbenign bir tümördür. Sıklıkla vestibüler sinirden kaynaklanan bu tümör nadiren fasiyal sinirden köken alır. Preoperatifdönemde fasiyal sinir kökenli schwannomanın tanısı oldukça zordur. Fasiyal sinir schwannoma, vestibüler schwanno- mayı taklit edebilir. Fasiyal sinir schwannomaiçin yapılacak cerrahinin zamanı halen tartışmalı bir konudur. Bu ma- kalede işitme azlığı ve tinnitus yakınmaları ile kliniğimize başvuran, yapılan değerlendirmeler sonucu internal akustikkanal schwannomu saptanan 29 yaşındaki bir erkek olgu sunuldu.Öğe Yaşlı hastada nazal septal hemanjiom: olgu sunumu(2013) Bayır, Ömer; Özdek, Ali; Adabag, Ayşegül; Tatar Çadallı, Emel; Saylam, Güleser; Tulgar, Meltem; Korkmaz, HakanNazal septal hemanjiomlar oldukça nadir görülen vasküler tümörlerdir. Nazal hemanjiomlar en sık septum anterio- runda bulunan yoğun vasküler anastomozlardan kaynaklanır. Bu raporda, burun kanaması ve burun tıkanıklığı yakın- maları ile başvuran 63 yaşında bir erkek hasta sunuldu. Hastanın muayenesinde ve paranazal bilgisayarlı tomografi- de sağda septum orta ve postero-süperiorunda kanamalı kitle saptandı. Kitle genel anestezi altında endoskopik olarak total eksize edildi. Histopatolojik değerlendirme ‘lobuler kapiller hemanjiom’ olarak raporlandı. Olgunun bulgula- rı, patolojisi ve tedavisi literatür eşliğinde tartışıldı. Sonuç olarak, özellikle yaşlı hastada semptomatik olan hemanji- omlar total olarak eksize edilmelidir. Hemanjiom Little bölgesinde daha sık görülmesine rağmen, septum posterior- süperior kaynaklı kitlelerin de hemanjiom olabileceği akılda tutulmalıdır.